Ana Sayfa Tarihçe Temel Konular  Duyurular Tüzük Yayınlar Milli Hafıza Şube Yönetimi  

 

Genel Merkez
   Genel Başkan
   Yönetim Kurulu


Şubeler
   Şube Adresleri
   Şube Faaliyetleri

 

 

Türk Ocaklarının Kurucuları

Türk Ocağı'nın Kurucuları Kimlerdir?

      Türk Ocağı'nın kuruluş çalışmaları 1911 yılında Askeri Tıbbiye öğrencileri arasında başlamıştır. Osmanlı Devleti bünyesindeki çeşitli milliyet mensuplarının varlıklarını korumak, geliştirmek ve kabil olursa bağımsızlıklarını elde etmek amacıyla yaptıkları faaliyetleri müşahede eden ve Türk varlığını bu gelişmeler karşısında tehlikede gören Tıbbıye'li öğrencilerin, aralarında yaptıkları faaliyetleri müşahede eden ve Türk varlığının bu gelişmelere karşısında tehlikede gören Tıbbıye'li öğrencilerin, aralarında yaptıkları toplantılardan sonra hazırladıkları beyanname, Türk Ocağı'nın kuruluş dayanağı oluşturmuştur. "190 Tıbbıye'li Türk Evladı" adına kaleme alınan bu beyannamede "Türk kavminin hayatı inkıraz yaşadığı" belirtilir ve buna "selefleri gibi lakayt kalamayacakları" ifade edilir.

Beyannamenin yayınlanmasından sonra öğrenci temsilcileri dönemin önde gelen milliyetçi aydınlarıyla görüşmeler yaparlar ve bir milli teşkilatın kurulmasını teklif ederler. Ön görüşmeleri takiben 20 Haziran 1911 tarihinde Ahmet Ağaoğlu'nun evinde yapılan toplantıda bu amaçla bir derneğin kurulması uygun görülür ve Dr. Fuat Sabit'ın teklifiyle adının "Türk Ocağı" olması kararlaştırılır.

Aralarından seçilen geçici idare heyetinde, Mehmet Emin (Başkan), Dr. Fuat Sabit (Veznedar) olarak görev alırlar.

Fiili kuruluştan yaklaşık dokuz ay sonra, 25 Mart 1912 tarihinde gerekli hazırlıklar tamamlanarak resmi kuruluş gerçekleştirilir. İlk yönetim kurulu şu isimlerden oluşur: Ahmet Ferit Tek (Başkan), Yusuf Akçura (İkinci Başkan), Mehmet Ali Tevfik (Genel Sekreter), Fuat Sabit (Veznedar)

- Türk Ocağı'nın Cumhuriyet öncesi ve sonrası siyasal konumu nedir?

- Türk Ocağı'nın ilk nüvesini oluşturan 190 Tıbbıye'li öğrencinin beyannamelerinde kuruluşun siyasetle ilgisi şu şekilde belirtilmiştir. "her türlü fırka ihtilaflarının üstünde, her türlü siyasi dağdağaların haricinde yeni bir cereyan meydana getirilecek" ve böylece "sırf milli ve içtimai bir cemiyet lüzumu"na cevap verilecektir.

Türk Ocağı'nın ilk tüzüğünde de "Ocak zinhar siyasetle iştigal etmez" şeklinde kesin bir ilke yer almış ve "Ocak maksadını tahsile çalışırken sırf milli ve içtimai bir vaziyete kalacak, asla siyasetle uğraşmayacak ve hiçbir vakit siyasi fırkalara hadim olmayacaktır" denilmek suretiyle siyasi pozisyon açıkça ifade edilmiştir.

Türk Ocakları bu temel ilkelerini günümüze kadar titizlikler korumuş, siyasi partiler karşısında eşit mesafede olmaya, bu anlamda siyasi bir kimlik taşımamaya özen göstermiştir. Ancak Türk Ocakları'nın özellikle ilk döneminde, yani 1912-1920 yıllar arasında siyasi gelişmeler üzerinde etkili bir rol oynadığı ve hatta yer yer olayları yönlendirdiği görülür. Bunu Ocakların ilkelerinden sapma şeklinde değil, dönemin özel şartlarıyla izah edebiliriz.

Önce Balkan faciası ve hemen ardından başlayan Dünya Savaşı Milliyetçi bir politikayı mecburiyet haline getirmiştir. Siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda milliyetçi uygulamalar yapmak zorundaydık ve bunlarla ilgili projelerin üretildiği merkez ancak Türk Ocağı olabilirdi. Çünkü Ziya Göklp'ın da İstanbul'a gelerek Ocak çatısı altında yerini almasıyla, dönemin en seçkin aydınlarının toplandıkları, görüşüp, konuştukları yer Türk Ocağa , yazılarının yapın organı Türk Yurdu Dergisi olmuştur. Üstelik Ziya Beyin hem Türk Ocağı Yönetim Kurulu Üyesi, hem de İttihat ve Terakkinin Merkez Heyeti mensubudur. Böylece karizmatik kişiliği etkinliği ile Ziya Gökalp fırka ile Ocak arasında fiili bir bağ oluşturmuştur. Bununla beraber Türk Ocağı bu etkili pozisyonu siyasi bağlantı haline getirmemek hususunda büyük özen göstermiştir. Pek çok Ocak mensubu İttihatçı olmalarına rağmen Türk Ocağı'nın siyasetten bağımsız olma ilkesi sonuna kadar korunmuştur.

Büyük zaferin kazanılmasından sonra başlayan ikinci dönemde Mustafa Kemal Paşa, Türk Ocaklarının yeniden kurulmasını teşvik etmiştir. 1922-1931 yılları arasındaki bu dönemde Türk Ocakları'nın yurt çapında geniş bir teşkilat kurabilmesi için gerekli maddi imkanları sağlamış,her türlü yardımı yapmıştır. Bunun sonucu olarak 1931 yılında TÜRK Ocağı'nın şube adedi 276'yı bulmuştur.

Böylece Türk Ocağı en önemli yapısal değişmelerin yaşandığı 1922-1931 yılları arasında Yurdumuzda yegane sivil toplum teşkilatı olmak gibi bir özellik taşımıştır. Ancak hemen belirtmeliyiz ki, Ocak 1931 yılına kadar giderek Halk Fırkası'nın kontrolü altına girmiş ve bir başka ifadeyle Fırka'nın kültür şubesi haline gelmiştir. Bu yıllarda Türk Ocakları'nın siyasete etkinliğinden değil, tersine siyasetin ocak üzerindeki nüfuzundan söz edilebilir.

Türk Ocakları'nın yeniden açıldığı 1949 yılından günümüze kadar süregelen üçüncü dönem, iki bölümde mütalaa edebiliriz. 1949-1980 arasındaki ilik bölümde, Ocak sayısı şubelerden ibaret, lokalize bir çalışmak döneminin sora ermesi ve siyasi hayatın başlamasını takiben Türk Ocakları 1986'dan itibaren yeniden çalışmalarına başladı. Bu ikinci bölümde şubelerin üniversite muhitlerinde açılması suretiyle entelektüel bir zemin oluşturulması ve fikir çalışmalara yoğunluk verilmesi esası benimsendi. Böylece şu ana kadar 53 yerde Türk Ocağı Şubesi kuruldu. Bu bölümde Türkiye çapında gerçekleştirilen çalışmalarda siyasi partilerle ilgili kuruluş ilkelerini korunmasına ve bağımsız politik pozisyonun sürdürülmesine titizlikle devam edildi.

- Türk Ocağı kendini sağda görüyor mu?

- Sağ teriminin anlamı üzerinde tam bir mutabakat olmamakla beraber geleneksel değerler korumaya çalışan (buna milli ve manevi değerler de denebilir) muhafazakar bir tavır ve zihniyet şeklinde ifade etmek mümkündür. Ancak son dönemlerde Dünyada yaşanılan gelişmelerle paralel olarak sol ve sağ düşüncelerde köklü değişmelerin meydana geldiğini görüyoruz. Bu süreçte liberal demokratik değerlerin etkili hale gelmesinin önemli rolü olduğunu kabul etmeliyiz. Muhafazakarlığın yeni tanımlanmasında değişmeyen en önemli tarafı "devamlılık" ve "istikrar" ilkeleri yani Yahya Kemal"in "devamlılık içinde değişen bir hayat" Tanpınar"ın "tarihilik şuuru" olarak belirttikleri hal...

Böylece Batıda ve özellikle Amerika'da gelişen eni muhafazakarlık büyük ölçüde liberal bir muhafazakarlıktır. Bu sebeple bu zihniyeti taşıyanlar liberal-demokrat kurumlara sahip çıkarlar ve toplumsal ahlaki muhafazakarlıkla liberal demokratik kurumlardan doluşan bir sistemi savunurlar, dolayısıyla bireysel özgürlüklere büyük değer verirler.

Türkiye'de özellikle politik alanda yaşanan kavram kargaşasını ve bundan doğan yanlış çağrışımları, ifade yanlışlarını bir kenara bırakırsak bunların gerçek anlamlarının belirlediği tarif çerçevesinde, Türk Ocağı'nın "sağ" da olduğunu söyleye biliriz.

- Cumhuriyetin kuruluşunda Türk Ocakları'nın İşlevi nedir?

- Türkiye Cumhuriyeti yıkılan imparatorluğun yerine kurulan bir "milli-devlet"dir. Bu devletin kuruluşu İstiklal mücadelesinin zaferle sonuçlanmasından sonra resmen gerçekleşmişse de, kuruluşu hazırlayan sosyal, siyasal ve fikri faktörlerin çok daha eskilere uzandığını söyleye biliriz. Hatta Cumhuriyete, 19. yüzyıldan itibaren süregelen modernleşme çabasının devlet teşkilatında ve yönetim kurumlarında ortaya çıkardığı yenileşme ve değişme finali nazırıyla de bakmak da mümkündür.

Türk Ocakları, bu süreçte özellikle 20. yüzyıl başlarında yoğunlaşan "Millileşme" arzularının ve bunlara ilişkin eylemlerin teori ve fikir merkezi konumundadır. Birinci Cihan Savaşı'nın siyasi sonuçları, o zamana kadar imparatorluk geleneği çerçevesinde birlikte yaşanılan gayri Türk unsurların rahatsızlık hissetmemeleri mülahazasıyla çok dikkatli şekilde telaffuz edilen "Türk Milliyetçiliği"ni milli varlığı sürdürebilmenin yegane yolu olarak ön plana çıkarmıştı. Nitekim Mustafa Kemal'in yönetiminde yürütülen Milli Mücadelenin hazırlıkları, tanzim ve yönetimi bütün safhalarıyla milliyetçi görüş ve felsefe yönergesinde cereyan etmiştir.

Zaferi takiben milli devletin kurulması sürecini başlatan Mustafa Kemal'in ilham kaynağı da ayın fikir zeminidir. Göktürk'lerden beri ilk defa devlet, kendi vücut veren milletin adıyla "Türkiye Cumhuriyeti Devleti" olarak tarihe tescil edilmiştir. Dil , tarih, hukuk ve kurumsallaşma alanlarında yapılan yenileştirmelerini zihni hazırlıklarına bakıldığında bunlarla ilgili tespit ve tekliflerin hemen hepsinin yarım asırdan beri milliyetçi aydınlar tarafından gündeme getirildiği ve son yıllarda Türk Ocakları'nın çatısı altında bunların müzakere edildiği görülür.

Türkiye Cumhuriyeti'nin gerek kuruluş hazırlıklarında ve gerekse yeni rejimin resmen ilanından sonra Türk Ocakları'nın temsil ettiği Milliyetçilik düşüncesinin temel mesnedi oluşturduğu aşikardır.

 

 

 
 .    
 
Diğer

   TÜRK OCAĞI      BELGESELİ   1.BÖLÜM       2.BÖLÜM         3.BÖLÜM


Köprüler



Mahmudiye Mahallesi, Metropol İş merkezi Kat: 4 C-Blok Nu: 181-182 MERSİN
 E-posta: turkocagimersin@hotmail.com